Start / Press
Facebook Logo

Press

Beyoglu Belediye Baskani Ahmet Misbah Demircan: Tek tip olmayi seviyoruz

Berlin merkezli bir festival olan United Buddy

Bears, birçok ülkeyi dolastiktan


sonra Aralik ayinda Beyoglu'na geliyor. Organizasyonun en büyük destekçilerinden

biri de Beyoglu Belediyesi. Beyoglu Belediye Baskani Ahmet Misbah Demircan,


Beyoglu'nun kimliginde hosgörü oldugunu söylüyor.


Istanbul'un kardes sehri Berlin'de baslayan bir festival olan Hosgörü ve Anlayis

Festivali, simdi Beyoglu'na geliyor. Bu festivalin Istanbul için önemi nedir?



Beyoglu bir festivaller bölgesi. Sürekli bir etkinlik var burada. Fakat bunlarin

yine de yeterli degil. Çok daha sik ve çok daha güncel etkinliklerin

düzenlenmesi lazim. Bir de artik Türkiye'nin süreci daha uluslararasi bir

süreçtir. Istanbul kendi içine kapali bir kent olamaz. Beyoglu'nun da bu isin

merkezinde olmasi gerekiyor. Bu anlamda Hosgörü Festivali'nin Berlin menseli

olmasi önemli. Bu organizasyon 120 ülkeyi dolasiyor.


Belediyenin bu festivalle iliskisi nedir?


Bizim yapmaya çalistigimiz böyle festivallerle Istanbul'un, Beyoglu'nun ismini

olabildigince duyurmak. Beyoglu taniniyor, biliniyor da bu yönüyle de tanitmak

ve duyurmak istiyoruz. Festivalin ana temasinin hosgörü olmasi da ayrica önemli.

Çünkü Beyoglu'nun kimliginde hosgörü var. Mesela ramazanda üç büyük dinin

mensuplariyla sinagogda ezanli iftar yemegi yedik. Sinagogda ezan okunurken

iftarimizi açtik. Bu kültür Istanbul'da var, Beyoglu'nda zaten var. Aslinda

dünyanin pesinden kostugu sey bu, herkes huzur ariyor. Güvenlik ve huzur. Bu

içerikteki her türlü organizasyon da bizi yansitiyor.


Istanbul'un dinlerin bulusma noktasi olmasi açisindan tarihten gelen bir

gelenegi var. Ama son zamanlarda "sinagoglarda ezan okunmasi" gibi manzaralara

çok da rastlamiyoruz. Daha bir yil önce o sinagoglarda bombalar patliyordu.


Buraya bomba atilmis olmasi, içimizden birinin bomba attigi anlamina gelmiyor

tabii. Disimizdan. Hatta, bizde bir özdeyis vardir, iyi meyve taslanir diye.

Belki bu ortam birilerini rahatsiz ediyordur. Bu ortamin bozulmasini istiyor

olabilirler, ama 550 yildir Beyoglu'nda, Istanbul'da bu huzur ortami var. Bunun

farkinda olup, buna biraz daha fazla sahip çikmamiz gerekiyor.


Beyoglu bu festivale nasil hazirlandi?


Mekân olarak Pera meydanimizi hazirladik. Alani tekrar ele aldik ve bir

düzenleme yaptik. Zemini güzellestiriyoruz. Festival günü geldiginde temiz,

güzel, sik bir mekân ortaya çikmis olacak.


Hosgörü ve Anlayis Festivali'ni konusuyoruz; Istanbul sizce yeterince hosgörülü

bir kent mi?


Tabii bunu çok farkli açilardan degerlendirmek lazim. Sinagoglarimiz,

kiliselerimiz var, çok farkli ruhanî liderlerimiz var ve bunlar faal, yasiyorlar;

bir hürriyet havasi var, demokrasi var. Ancak ben Paris'te ve Londra'da buldugum

çok renkliligi burada göremiyorum açikçasi. Biraz daha tutucuyuz, tek tip olmayi

seviyoruz. Toplum olarak askerî bakis açilarimiz var. Her sey tek tip olsun,

herkes birbirine benzesin gibi. Bizim ruhumuzda olan bir sey bu. Birinin

dayatmasiyla olan bir sey degil. Dogrusu ben Istanbul sokaklarinda mesela Hint

kiyafetleri giymis insanlari görmekten mutlu olurum. Sinagogdaki yemekte ruhanî

liderlerin giysileri hosuma gitmisti. Bunlarin sokakta olmasindan hoslanirim.

Eger uluslararasi bir kent diyorsak, bu sadece demekle olmaz. Uluslararasi demek,

çok farkli tatlardan, renklerden buketlerin olmasi demek. O farkliliklari

yasatmak lazim. O ortam henüz yok, ama olmali. Avrupali bir sanatçi grubunun

Iskoç etegiyle buraya gelmesi beni rahatsiz etmez. Bu isin bedeli, o kültürlere

sicak, sempatik, iyi mesajlar vermek. Bu, toplumun tamamini degistirecegiz

anlamina gelmez. Ama renklerin olmasi lazim.


Bu söyledikleriniz aklima bir örnek getirdi. Birkaç yil önce, Istiklal

caddesindeki magazalarin tabelalari bir örnek olsun diye degistirilmisti...


Hâlâ ayni uygulamaya devam ediyoruz. Ama orada stil degistirildi, renk degil.



Bu da bir tekdüzelik degil mi?


Degil iste. Orada tabelalar eskiden nasil yapiliyordu? Çikma tabelalar,

isiklandiriliyor filan. Onlar çirkin. Dendi ki onlara, tabela stili böyle

olmayacak. Kendinden harf harf monteli, su formatta tabelalar. Fakat kâgit

üstündeki tasariminizin gerçeklesmesinde uygulamacilar önemli. Eger böyle bir

sektör gelismediyse, bilgisayar monitöründe kurguladiklarinizi eyleme

dönüstürecek imalatçilar yoksa, o zaman kâgit üstünde kalir. Bakin, kültür ve

sanat dedigimiz hadise çok önemlidir. Niye önemlidir? Kültür ve sanat aslinda

temelde sanayinin, ticaretin ve yaraticiligin gelismesi için en önemli argüman.

Resim yapmak niye önemli? Resim yapan bir toplumda insanlarin duygu dünyalari

gelisir. Yaptiklari binalarin dis görüntülerine de o çizgiler yansiyor. Eger

müzige karsi duyarli bir toplum yoksa, o zaman is makinelerini sokagin ortasinda

çalistirir, gürültü onu rahatsiz etmez. Bir seyleri zorlayip, bir anda mükemmeli

bulmak öyle kolay degil. Dolayisiyla bunlari gelistirmenin en önemli yolu da,

nasil düsünce dünyasinda herkese açik olmak önemliyse, sanatsal faaliyetlerde de

farkli renkleri görmek o kadar önemlidir. Belki adam Iskoç etegini görünce onu

giymeyecek ama oradaki bir tarzi, bir çizgiyi kendi yasamanda bir yere

yerlestirecek. Görmeden olmaz. Insanlar bana göre akillariyla düsündüklerinden

daha fazlasini görerek düsünürler. Gördügünü anliyor insan. Hayal ettigini

aktarmak kolay degil.


Biraz önce Paris ve Londra'daki çesitliligi Istanbul'da görmüyorum dediniz.

Beyoglu için örnek aldiginiz kentler var mi?


Ben orada daha soyut seyler üzerine konustum. Insanlarin giyimleri, davranislari

üzerine örnekler verdim. Beyoglu yapilar açisindan degerlendirildiginde o çok

kültürlülügü var, Italyan, Ispanyol, Fransiz mimarisi, o çokluk var burada. Ama

o çokluga ruh verecek insanlarin da bu sokaklarda olmasi lazim ki fark edilsin.

Ben bir kere Italya'ya gittim. Çok antik bir yerde, eski bir yapi vardi. Ama

bire bir, hiç degismemis. 500 yil evvel neyse bugün de ayni. Orayi ilk

gördügümde benim için bir kareydi. Böyle yerler dünyanin her yerinde var. Ama o

sokaga binasiyla, yer dösemesiyle birlikte bakarken oraya bir film ekibinden,

tarihî giysiler içinde bir aktör geldi. Onun gelmesiyle o kare tamamen degisti.

O zaman ben 300 yil evvel çekilmis bir filmin setinde hissettim kendimi.


O ambiyansin yaratilmasi önemli yani.


Evet. Saksilar çok iyi olabilir ama çiçeklerin de rengarenk oraya gelip bir

canlilik vermesi lazim. Tam anlatabildim mi bilmiyorum. Yani bizim Beyoglu

olarak formatimiz hazir buna. Ama biraz daha renkler, insanlar, farkliliklariyla...

Zaten dünyanin en önemli sikintilarindan biri de bu bence. Moda gelisiyor; bence

bu ciddi bir tehlike. Yani adamlar dünyanin belli merkezlerinde yeni tarzlar

üretiyorlar, o sene dünyanin her tarafinda o moda oluyor. Aslinda bu bir

tekdüzelik getiriyor. Bunun sikintilarini bence dünya yasayacak. Simdi herkes

kravatla dolasiyor mesela. Moda bu. Iste Amerikalisi da, Fransiz'i da, Türkü de,

herkes böyle. Ben bu isi seviyorum, kravat takmayi da seviyorum. Ama hiç

farklilik olmuyor, giderek tekdüzelesiyor. Bayanlarin göbekleri açik di mi simdi,

dünyanin her yerinde açik; bir yerde kapali degil. Her yer birbirine çok

benziyor. Bu ne kadar iyi netice verecek, kuskularim var.


Bu modanin degil, iletisim araçlarinin getirdigi bir sey.


Evet, lokal farkliliklar ortadan kalkacak gibi.


Beyoglu'nda gitmeyi en çok sevdiginiz yer neresi?


Her yeri seviyorum ama bu politik bir cevap. (Gülüyor) Su Cihangir'in alt

taraflarindan Bogaz'a bakan yamaçlar çok mükemmel. Orada hem Bogaz havasi, hem

de sehrin merkezinde olmak var. Oralar çok hosuma gidiyor.


Istiklal Caddesi'nin kaosu


Talimhane restorasyondan geçti, çok güzel oldu. Istiklal Caddesi de Talimhane

gibi olacak mi?


Türkiye'de ilk defa giris ve çikislari otomatik hidrolik sistemle özel kartlar

ve manyetik okuyuculara baglandi Talimhane'de. Insan unsuru ortadan kalkti.

Girmesi gerekenleri tespit ediyoruz, onlara ayricalikli giris çikis kartlari

veriyoruz. Buna ciddi bir para harcadik. Her anlamda bizim için pilot oldu.

Seçimlerden hemen sonra baslayip 40 günde bitirdik ama orasi bir süreç. Bu süreç

kolay kolay bitecek gibi görünmüyor. Bu model tutarsa, Istiklal caddesi ve

çevresinde önümüzdeki dönemde yeniden bir düzenleme projesi baslayacak. Böylece

Istiklal Caddesinin kaosu ortadan kalkacak.


United Buddy Bears nedir?


'United Buddy Bears' projesi, Almanya'nin Baskenti Berlin'in simgesi olan ayakta

duran ayi motifinden ilham almis. Proje, 2 metre boyundaki 120 Buddy Bear'in bir

çember olusturarak sergilenmesi fikrine dayaniyor. Her Buddy Bear, farkli bir

ülke için, o ülkenin bir sanatçisi tarafindan tasarlaniyor. Sanatçi, bu Buddy

Bear'de ülkesinin özelliklerini ve kültürünü anlatiyor. Buddy Bear'lerin ön

ayaklarini kaldirmis haldeki duruslari, bir çember seklinde dizildiklerinde el

ele tutusmus görüntüsü veriyor. Bu görüntü karsilikli 'Anlayis ve Hosgörü'

temalarini vurguluyor.


Dünyanin birçok ülkesinden gelen sanatçilar ve konuklar, ayni büyüklükteki Buddy

Bear'ler üzerinde, kendi kültür ve degerlerini diger uluslarin insanlariyla

paylasma firsati buluyor.


Anlayis ve Hosgörü Festivali olarak da kutlanan United Buddy Bears organizasyonu,

Berlin, Kitzbühel/Avusturya ve Hong Kong'dan sonra Aralik ayinda Beyoglu

Tepebasi Pera Meydani'nda gerçeklestirilecek. Organizasyon, TRT Stüdyolari ile

Pera Palas Hotel arasinda kalan toplam 11.500 m_'lik iki meydan ve altindaki

kapali alanin bir bölümünde gerçeklesecek.


120 Dünya ülkesinin halklari, sporculari, sanatçilari, siyasetçileri Beyoglu'nda

bir araya gelecek ve 'Anlayis ve Hosgörü' mesajlarini Avrupa'ya ve tüm dünyaya

konusmalariyla, müzikleriyle, sarkilariyla, sanatlariyla, danslariyla,

resimleriyle, heykelleriyle, yazilariyla, animasyon ve özgün mutfaklariyla

sunacak.

 
 

© 2020 Buddy Bär Berlin GmbH
Eine Initiative von Eva und Dr. Klaus Herlitz

Privacy notice
Imprint