Berlin merkezli bir festival olan United Buddy
Bears, birçok ülkeyi dolastiktan
sonra Aralik ayinda Beyoglu'na geliyor. Organizasyonun en büyük destekçilerinden
biri de Beyoglu Belediyesi. Beyoglu Belediye Baskani Ahmet Misbah Demircan,
Beyoglu'nun kimliginde hosgörü oldugunu söylüyor.
Istanbul'un kardes sehri Berlin'de baslayan bir festival olan Hosgörü ve Anlayis
Festivali, simdi Beyoglu'na geliyor. Bu festivalin Istanbul için önemi nedir?
Beyoglu bir festivaller bölgesi. Sürekli bir etkinlik var burada. Fakat bunlarin
yine de yeterli degil. Çok daha sik ve çok daha güncel etkinliklerin
düzenlenmesi lazim. Bir de artik Türkiye'nin süreci daha uluslararasi bir
süreçtir. Istanbul kendi içine kapali bir kent olamaz. Beyoglu'nun da bu isin
merkezinde olmasi gerekiyor. Bu anlamda Hosgörü Festivali'nin Berlin menseli
olmasi önemli. Bu organizasyon 120 ülkeyi dolasiyor.
Belediyenin bu festivalle iliskisi nedir?
Bizim yapmaya çalistigimiz böyle festivallerle Istanbul'un, Beyoglu'nun ismini
olabildigince duyurmak. Beyoglu taniniyor, biliniyor da bu yönüyle de tanitmak
ve duyurmak istiyoruz. Festivalin ana temasinin hosgörü olmasi da ayrica önemli.
Çünkü Beyoglu'nun kimliginde hosgörü var. Mesela ramazanda üç büyük dinin
mensuplariyla sinagogda ezanli iftar yemegi yedik. Sinagogda ezan okunurken
iftarimizi açtik. Bu kültür Istanbul'da var, Beyoglu'nda zaten var. Aslinda
dünyanin pesinden kostugu sey bu, herkes huzur ariyor. Güvenlik ve huzur. Bu
içerikteki her türlü organizasyon da bizi yansitiyor.
Istanbul'un dinlerin bulusma noktasi olmasi açisindan tarihten gelen bir
gelenegi var. Ama son zamanlarda "sinagoglarda ezan okunmasi" gibi manzaralara
çok da rastlamiyoruz. Daha bir yil önce o sinagoglarda bombalar patliyordu.
Buraya bomba atilmis olmasi, içimizden birinin bomba attigi anlamina gelmiyor
tabii. Disimizdan. Hatta, bizde bir özdeyis vardir, iyi meyve taslanir diye.
Belki bu ortam birilerini rahatsiz ediyordur. Bu ortamin bozulmasini istiyor
olabilirler, ama 550 yildir Beyoglu'nda, Istanbul'da bu huzur ortami var. Bunun
farkinda olup, buna biraz daha fazla sahip çikmamiz gerekiyor.
Beyoglu bu festivale nasil hazirlandi?
Mekân olarak Pera meydanimizi hazirladik. Alani tekrar ele aldik ve bir
düzenleme yaptik. Zemini güzellestiriyoruz. Festival günü geldiginde temiz,
güzel, sik bir mekân ortaya çikmis olacak.
Hosgörü ve Anlayis Festivali'ni konusuyoruz; Istanbul sizce yeterince hosgörülü
bir kent mi?
Tabii bunu çok farkli açilardan degerlendirmek lazim. Sinagoglarimiz,
kiliselerimiz var, çok farkli ruhanî liderlerimiz var ve bunlar faal, yasiyorlar;
bir hürriyet havasi var, demokrasi var. Ancak ben Paris'te ve Londra'da buldugum
çok renkliligi burada göremiyorum açikçasi. Biraz daha tutucuyuz, tek tip olmayi
seviyoruz. Toplum olarak askerî bakis açilarimiz var. Her sey tek tip olsun,
herkes birbirine benzesin gibi. Bizim ruhumuzda olan bir sey bu. Birinin
dayatmasiyla olan bir sey degil. Dogrusu ben Istanbul sokaklarinda mesela Hint
kiyafetleri giymis insanlari görmekten mutlu olurum. Sinagogdaki yemekte ruhanî
liderlerin giysileri hosuma gitmisti. Bunlarin sokakta olmasindan hoslanirim.
Eger uluslararasi bir kent diyorsak, bu sadece demekle olmaz. Uluslararasi demek,
çok farkli tatlardan, renklerden buketlerin olmasi demek. O farkliliklari
yasatmak lazim. O ortam henüz yok, ama olmali. Avrupali bir sanatçi grubunun
Iskoç etegiyle buraya gelmesi beni rahatsiz etmez. Bu isin bedeli, o kültürlere
sicak, sempatik, iyi mesajlar vermek. Bu, toplumun tamamini degistirecegiz
anlamina gelmez. Ama renklerin olmasi lazim.
Bu söyledikleriniz aklima bir örnek getirdi. Birkaç yil önce, Istiklal
caddesindeki magazalarin tabelalari bir örnek olsun diye degistirilmisti...
Hâlâ ayni uygulamaya devam ediyoruz. Ama orada stil degistirildi, renk degil.
Bu da bir tekdüzelik degil mi?
Degil iste. Orada tabelalar eskiden nasil yapiliyordu? Çikma tabelalar,
isiklandiriliyor filan. Onlar çirkin. Dendi ki onlara, tabela stili böyle
olmayacak. Kendinden harf harf monteli, su formatta tabelalar. Fakat kâgit
üstündeki tasariminizin gerçeklesmesinde uygulamacilar önemli. Eger böyle bir
sektör gelismediyse, bilgisayar monitöründe kurguladiklarinizi eyleme
dönüstürecek imalatçilar yoksa, o zaman kâgit üstünde kalir. Bakin, kültür ve
sanat dedigimiz hadise çok önemlidir. Niye önemlidir? Kültür ve sanat aslinda
temelde sanayinin, ticaretin ve yaraticiligin gelismesi için en önemli argüman.
Resim yapmak niye önemli? Resim yapan bir toplumda insanlarin duygu dünyalari
gelisir. Yaptiklari binalarin dis görüntülerine de o çizgiler yansiyor. Eger
müzige karsi duyarli bir toplum yoksa, o zaman is makinelerini sokagin ortasinda
çalistirir, gürültü onu rahatsiz etmez. Bir seyleri zorlayip, bir anda mükemmeli
bulmak öyle kolay degil. Dolayisiyla bunlari gelistirmenin en önemli yolu da,
nasil düsünce dünyasinda herkese açik olmak önemliyse, sanatsal faaliyetlerde de
farkli renkleri görmek o kadar önemlidir. Belki adam Iskoç etegini görünce onu
giymeyecek ama oradaki bir tarzi, bir çizgiyi kendi yasamanda bir yere
yerlestirecek. Görmeden olmaz. Insanlar bana göre akillariyla düsündüklerinden
daha fazlasini görerek düsünürler. Gördügünü anliyor insan. Hayal ettigini
aktarmak kolay degil.
Biraz önce Paris ve Londra'daki çesitliligi Istanbul'da görmüyorum dediniz.
Beyoglu için örnek aldiginiz kentler var mi?
Ben orada daha soyut seyler üzerine konustum. Insanlarin giyimleri, davranislari
üzerine örnekler verdim. Beyoglu yapilar açisindan degerlendirildiginde o çok
kültürlülügü var, Italyan, Ispanyol, Fransiz mimarisi, o çokluk var burada. Ama
o çokluga ruh verecek insanlarin da bu sokaklarda olmasi lazim ki fark edilsin.
Ben bir kere Italya'ya gittim. Çok antik bir yerde, eski bir yapi vardi. Ama
bire bir, hiç degismemis. 500 yil evvel neyse bugün de ayni. Orayi ilk
gördügümde benim için bir kareydi. Böyle yerler dünyanin her yerinde var. Ama o
sokaga binasiyla, yer dösemesiyle birlikte bakarken oraya bir film ekibinden,
tarihî giysiler içinde bir aktör geldi. Onun gelmesiyle o kare tamamen degisti.
O zaman ben 300 yil evvel çekilmis bir filmin setinde hissettim kendimi.
O ambiyansin yaratilmasi önemli yani.
Evet. Saksilar çok iyi olabilir ama çiçeklerin de rengarenk oraya gelip bir
canlilik vermesi lazim. Tam anlatabildim mi bilmiyorum. Yani bizim Beyoglu
olarak formatimiz hazir buna. Ama biraz daha renkler, insanlar, farkliliklariyla...
Zaten dünyanin en önemli sikintilarindan biri de bu bence. Moda gelisiyor; bence
bu ciddi bir tehlike. Yani adamlar dünyanin belli merkezlerinde yeni tarzlar
üretiyorlar, o sene dünyanin her tarafinda o moda oluyor. Aslinda bu bir
tekdüzelik getiriyor. Bunun sikintilarini bence dünya yasayacak. Simdi herkes
kravatla dolasiyor mesela. Moda bu. Iste Amerikalisi da, Fransiz'i da, Türkü de,
herkes böyle. Ben bu isi seviyorum, kravat takmayi da seviyorum. Ama hiç
farklilik olmuyor, giderek tekdüzelesiyor. Bayanlarin göbekleri açik di mi simdi,
dünyanin her yerinde açik; bir yerde kapali degil. Her yer birbirine çok
benziyor. Bu ne kadar iyi netice verecek, kuskularim var.
Bu modanin degil, iletisim araçlarinin getirdigi bir sey.
Evet, lokal farkliliklar ortadan kalkacak gibi.
Beyoglu'nda gitmeyi en çok sevdiginiz yer neresi?
Her yeri seviyorum ama bu politik bir cevap. (Gülüyor) Su Cihangir'in alt
taraflarindan Bogaz'a bakan yamaçlar çok mükemmel. Orada hem Bogaz havasi, hem
de sehrin merkezinde olmak var. Oralar çok hosuma gidiyor.
Istiklal Caddesi'nin kaosu
Talimhane restorasyondan geçti, çok güzel oldu. Istiklal Caddesi de Talimhane
gibi olacak mi?
Türkiye'de ilk defa giris ve çikislari otomatik hidrolik sistemle özel kartlar
ve manyetik okuyuculara baglandi Talimhane'de. Insan unsuru ortadan kalkti.
Girmesi gerekenleri tespit ediyoruz, onlara ayricalikli giris çikis kartlari
veriyoruz. Buna ciddi bir para harcadik. Her anlamda bizim için pilot oldu.
Seçimlerden hemen sonra baslayip 40 günde bitirdik ama orasi bir süreç. Bu süreç
kolay kolay bitecek gibi görünmüyor. Bu model tutarsa, Istiklal caddesi ve
çevresinde önümüzdeki dönemde yeniden bir düzenleme projesi baslayacak. Böylece
Istiklal Caddesinin kaosu ortadan kalkacak.
United Buddy Bears nedir?
'United Buddy Bears' projesi, Almanya'nin Baskenti Berlin'in simgesi olan ayakta
duran ayi motifinden ilham almis. Proje, 2 metre boyundaki 120 Buddy Bear'in bir
çember olusturarak sergilenmesi fikrine dayaniyor. Her Buddy Bear, farkli bir
ülke için, o ülkenin bir sanatçisi tarafindan tasarlaniyor. Sanatçi, bu Buddy
Bear'de ülkesinin özelliklerini ve kültürünü anlatiyor. Buddy Bear'lerin ön
ayaklarini kaldirmis haldeki duruslari, bir çember seklinde dizildiklerinde el
ele tutusmus görüntüsü veriyor. Bu görüntü karsilikli 'Anlayis ve Hosgörü'
temalarini vurguluyor.
Dünyanin birçok ülkesinden gelen sanatçilar ve konuklar, ayni büyüklükteki Buddy
Bear'ler üzerinde, kendi kültür ve degerlerini diger uluslarin insanlariyla
paylasma firsati buluyor.
Anlayis ve Hosgörü Festivali olarak da kutlanan United Buddy Bears organizasyonu,
Berlin, Kitzbühel/Avusturya ve Hong Kong'dan sonra Aralik ayinda Beyoglu
Tepebasi Pera Meydani'nda gerçeklestirilecek. Organizasyon, TRT Stüdyolari ile
Pera Palas Hotel arasinda kalan toplam 11.500 m_'lik iki meydan ve altindaki
kapali alanin bir bölümünde gerçeklesecek.
120 Dünya ülkesinin halklari, sporculari, sanatçilari, siyasetçileri Beyoglu'nda
bir araya gelecek ve 'Anlayis ve Hosgörü' mesajlarini Avrupa'ya ve tüm dünyaya
konusmalariyla, müzikleriyle, sarkilariyla, sanatlariyla, danslariyla,
resimleriyle, heykelleriyle, yazilariyla, animasyon ve özgün mutfaklariyla
sunacak.